30 Mayıs 2010 Pazar

AYNAYA BAKTIM

AYNAYA BAKTIM

Aynaya bakıyorum
Çok hüzünlü yüzüm.
içimde geçmişten kalan güzel
hatıralar.
şimdi ise içimde oluşan cam kırıkları var
senden kalan
Bogazım dügüm düğüm hala.
sen geliyorsun aklıma
Benden çok daha hüzünlüydün.
aglamamak için zor duruyordun.
Ben seni, sen ise onu kaybetmıştın.
Ne garıp deyilmi ?
Ben sana, sen ise ona aglıyordun.
Dügüm dügümdu bogazlar
kaybetmenin hüznü çokmuştu bütün hüznüyle.
imkansizlıklar mıydı sebep ?
yoksa cesaretsizlik mi ?
Çevremi?
sevgiye sahıp çıkamamak mı?
sevmek çok güzel,
sevilmemekse hüzün.
oysaki sevilmiştik. ama kaybetmiştık.
ben seni, sense, Onu
Kaybetmenin acısını yaşamıştık ikimizde.
Aşk çok acı.
Mevlana derki:
"Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır,
ya canın acıya acıya adım atacaksın,
yada canını acıta acıta söküp atacaksın...
Her iki yolda da, tek bir gerçek olacak;
CANIN ÇOK AMA ÇOK ACIYACAK!!" ....

Halil Aktaş(28 mayıs 2010)

Seni gördüm

Seni gördüm


Seni canlandirdim kızıl denizin dalgalarında
Gözlerime bakıyordun.
Biz hüzün vardı gözlerinde
Acı bir tebessüm vardı yüzüzünde
Dalgalar bana dogru yuvarlanırken
sen geriye gidiyordun .

Hırçın dalgalarla boguşuyordun çırpınırcasına,
Bakışların hala gözlerimden gitmiyor.
Belkide terkettiğin için acımıştın bana.
sana uzanmak istiyordum ama nafile
sen gidiyordun uzaklara
Çok uzaklara

bana ise hüzünlü bakışların kalmıştı sadece.
Yavaş yavaş kayboluyordu kızıl sacların.
ve yoktun
Benim avuçlarımda sıktıgım kumlar
gözlerimden yanagıma akan tuzlu yaşlar
ve yıkılışım vardı ......


Halil Aktaş(28 mayıs 2010)

O DİLERSE

O DİLERSE

O isterse, kuru dalda gül yapar
O dilerse, denizleri çöl yapar.
O isterse, çöl içinde göl yapar.
O dilersei yok olanı var yapar.

O isterse, Pasifikte yol yapar.
O dilerse, denizde ateş akar.
O isterse, yok yerde ada çıkar.
O dilersei taş ateş olur akar.

O yaratır, ibret almak bizedir.
O gösterir, görebilmek gözedir.
Görmeyene, gündüz bile gecedir
O her yerde, Yücelerden yücedir.

Halil Aktaş

Pasifıkteki denizde volkanık patlamadan olusan ada üzerine yazılmıştır

EREDE SEVENLER

EREDE SEVENLER

Nasil boğuşur ki insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş de çok severken
Bir sürü seveni varken, şimdi sevsede ne olur
Geride kalan silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa sahrada kimsesiz?
Yenilmiş, tuş olmuş bir gönül
Nerede en çok seven, cann diyen
Nerede can yoldaşları,
Doruklara tırmanan sevgi daglarına,
o korkusuz sevgi dolu dağcılar,
Yoklar hıç birisi, kayıplardalar
Bense pişmanlık denizinde
Vurgun yiyen bir dalgıç

Mutluluk bir güldü eskiden
Sabah günaydınlarla
öğlen merhabayla
akşam iyi gecelerle gelen .
++
Halil Aktaş 26 mayıs 2010

Kuzeyyıldızı

Kuzeyyıldızı

Biliyormusun?
Ne zaman
bir masa başına otursam
sana birşeyler yazmak istesem
Hüznüm artıyor,
yıllardır ayrı kalışımız geliyor aklıma
birden efkar basıyor
olmaz olsun dıyorum ayrılıklar
Sevenler beraber olsun ölümüne dek.

Seni düşünüyorum,ayrı geçen günlerimizi
sevgimizi,hasretimizi, özlemimizi.
Bir hüzün çöküyor içime
sanki ben yaşamadım ki.

Bir yanıma hasret çökmüş,
Diger yanımda özlem
Ve karşımda senin hayalin.
İşte bunlarla yaşıyorum ben.
Sana gelmek istiyorum artık.
Her ne kadar yaksada Güneş sahrada.
Ben sensiz üşüyorum.

Halil Aktaş 26 mayıs 2010

BiRiSi

BiRiSi

Sanmaki bu devran hep böyle gider
Senin de canını yakar birisi
İçim volkan oldu yandı tutuşdu
Sana da bir darbe atar birisi

Sevgimin ahını alana kalmaz
Gözlerimin yaşı neden kurumaz
Bir çok sevgilere karşılık olmaz
Senin de boynunu büker birisi

İmkansızlık denen yolun sonunda
Yürüsende kimse olmaz yanında
Bir kara sevdanın ateş anında
Senin de içini yakar birisi...

Halil aktaş 7 Nisan 2010

BiRiSi

BiRiSi

Sanmaki bu devran hep böyle gider
Senin de canını yakar birisi
İçim volkan oldu yandı tutuşdu
Sana da bir darbe atar birisi

Sevgimin ahını alana kalmaz
Gözlerimin yaşı neden kurumaz
Bir çok sevgilere karşılık olmaz
Senin de boynunu büker birisi

İmkansızlık denen yolun sonunda
Yürüsende kimse olmaz yanında
Bir kara sevdanın ateş anında
Senin de içini yakar birisi...

Halil aktaş 7 Nisan 2010

EFKAR

EFKAR

Efkarklandim yine bu sabah
Bir hüzün var yüregimde
seni düşünüyorum
Kızıl deniz kıyısında
Dalgalarda görüyorum resmini
Yuvarlanarak gelsende bana dogru
Kıyıya varmnadan kayboluyorsun
Bakıyorum Ve sen gene yoksun
Ama hep hayallerimdesin
Ve gönül bahçemde en ala yerdesin
Biliyormusun Sen benim bitanemsin

Halil aktaş

YAYLALAR

YAYLALAR

Kazıklının düzünde, Sayardık sıgırları
Yıllar oldu ayrıyım, Özledim oraları

Yaylamızı yapardık, Kovlakoz yaylasına
Bayılırım oranın, suyuna havasına

Giderdik acısuya, biz kafile kafile
Yapardık orda pıknık, bütün dostlarla bile

Selbogaz yaylasında, Çoktur baba dostları,
Bir zaman ben biçerdim, orada çayırları.

Akboran güzel yayla, hep benim köylülerim.
Şimdi hayallerimde, oralarda gezerim.

Siçamyurdu başları, ben gelende kar idi.
Sarıtaş yaylasında, ne günlerim var idi.

Çok çayırlar biçmişim, Arnastal yaylasında
Gezilir oralarda, tam yazın ortasında.

Suları çok soguktur, çatlatıyor karpuzu.
Çoban kavalı çalar, beşinde meler kuzu.

Oy gidi kara kaban, duman kalkmaz başından.
Ben seni seyrederdim, Sıncangaya taşından.

Sulaklı isdavroma, kalıyor yanboluya.
Yeni yayla başında, yakalandım doluya.

Hayranım karadeniz, yeşiline suyuna.
Çıkarlar yaylalara, bizde mayıs ayına

Sulaklı Yerlicenin, arası çataltepe.
Sis yok ise görünür, çataltepeden Hopa.

Nezarsırt, Purnaoba, Kürt dereye varalım.
Geçip came düzüne Dag sofrası kuralım.

Eskiden buralarda gezerdık eglenirdik
İçerdık soguk suyu bol süt ve kaymak yerdik.

Eskiden buraları yürüyerek gezerdik
Gençlerle toplanırdık ne horonlar ederdik.

O zaman yoktu gurbet, hep beraberdı miilet.
Aktaş deki nereden, Geldi başa bu illet.

Halil Aktaş

Yomra fındık güzelíli

Yomra fındık güzelíli

Yomranin eskí adi
Duranadir durana
Yomra fındık güzeli
Ben aşık oldum sana

Fındık toplar güzelim
Kaşüstü kıranında
Bıraz yaklaştım ona
Var babası yanında

Bir bakışları varki
Herkesi büyülüyor
Fındıklar arasında
Bir başka görünüyor

Güzlerı kara kara
Saçları ise sarı
Kimsede göremnedim
Omda olan boyları

Yandım tutuştum ona
Verin bana ne olur
Ben onu alamasam
Bu benim sonum olur

Ah benim yomuralım
Ne olur benim halım
Ben senıi alamadım
Yoktu dikili dalım

Halil Aktaş

SEVDAMI ÇÖLE YAZDIM

SEVDAMI ÇÖLE YAZDIM

Biliyormusun canım ?
Ben sevdamı sahrada çöle yazdım.
S harfine güller ektim. aşkımızı söyleyen
E ye gelincik çiçeklerini, anıları büyük olan
V harfine ise laleler ektim kırmızı sarı
D ye gelince papatyalarla süsledim.
A ya ise menekşeler ektim mor mor
M mutluluktu morsakımlar la süsledim
Susuzdu cöller, sahraydı burası
Su bulamadım her an
Gözyaşlarımla suladım onları her gün
Sararıp kurumasınlar diye.
Güneş kavururcasına yakarken
Hasretin yüregimi yakıyordu içten
Yüregim yandıkca ben aglıyordum
Akan gözyaşlarım büyütüyordu işte
Sevda çiçeklerimi.
Bir gün bana hoşcakal dediydin ya
Göz yaşlarım sele dönmüştü.
Ne kadar devam etti bilmiyorum
Bir şeyler kopup gitmişti
Eksikti bir yanım.
Dostluk umutlarıyla yaşarken
Yenilmişligin hüznü çökmüştü omuzlarıma.
Aylar sonra bir sabah..
Artık gidiyorum kalamam dediginde
O kadar çok aktıki gözyaşlarım
Öyle tuzluydu ki yüzümü yakıyordu
Aslında yanan yüzüm deyil yüregimdi.
Sevda çiçekleri sararmaya başladı birden.
Kurumasya yüztuttu hepsi
Çünkü
Çok tuzluydu bu kez yaşlarım
Yaktı Kuruttu sevda çiceklerimizi.
sararıp soldu sahrada sevdam
ve sevda çiçeklerim.
öldüler boynu bükük
Çünkü sen yokdun artık....

Halil Aktas 7 nisan 2010

Olsanda bir olmasanda

Olsanda bir olmasanda

Ömür geldi, gecti bahar
Gülsende bir gülmesende
Göctü herkes birer birer
Dönsende bir dönmesende

Hayat geçti sahra çölde
Ömür bitti ne var elde
Azrail geliyor yolda
Korksanda bir korkmasanda

Ahret sofrasinda tuzun
varsa amel güler yüzün
Boşu boşuna bir hüzün
Çeksende bir Çekmesende

Gitmek Lazım dogru yokdan
Bunu ister Rabbım kuldan
Boş yere mısıra sultan
Olsanda bir olmasanda

Halil Aktaş

SEN VARSIN

SEN VARSIN

Senle paylaştım yalnızlıgımı.
Sen varsın yanımda hep.
Seni düşündüm bir ömür.
Senle yürüdüm kızıl deniz sahıllerinde
Yalın ayak.
Çakıl taşları fırlattık denize.
Koştuk eglendik doyasıya.
Döndüm baktım yoksun
Ve ben yine yalnızım

Senle düşündüm senle yazdım.
Sensizim bir ömür.
Ama yanımda hep sen varsın.
Kah çay içtik ganıtada.
Kah yürüdük uzun kumda sahilde.
Ben nerdeysem sen oradaydın.
boztepedeki semaver çayında.
Sümelaadaki yagmurda.
Yayladaki sisde, dumanda.
Gönlümdeki kafeste.
hep sen varsın.
Ve hep var olacaksın...

Halil Aktaş

Üşüyorum

Üşüyorum

Üşüyorum titriyorum donuyor bedenim?
Güneş yakıyor oysa, ben tırıyorum.
Korkuyorum biseylerden hep
Seni kaybettim işte sonunda
Kendimi kaybetmekten de korkuyrum.

Sonsuz bir sevgidir benimki kaybetsemde
Yüregim yansada kavrulsada.
Gözyaşlarımla suladım ben bu sevgiyi
Kurumasın, solmasın, sararmasın diye.
Göz yaşlarımın tuzu yaktı yüzümü
Aslında yanan yüzüm deyil yüregimdi

Neden akıyor göz yaşlarım
Neden yanıyor yüregim
Nedir izdırap çektigim. yaşadıgım mı ?
Yoksa yüregimden atamadıgım mi ?
Ben simdi yine yanızlıgıma gömülüyorum
Her yanım acıyor
Sankı binlerce bıçak yarası var vücüdumda.
içim acıyor gücümün yetmedigi bir acı bu.
Kalbime okmu saplandı ?
Yoksa testere dişli hançermi?

Gücüm kalmamış ne çiglıklara ne de haykırarak aglamaya
İçime akacak gözyaşlarım ve susacagım.
Anılarımızı yaşayacagım artık
Şarkılarımızı dinleyecegim
Hayatın koparıp attıgı sevgimizi hayal edecegım.
Geçmiş günlerin sıcaklıgını hissedecegim.
Sevildigimi bildigim günleri yaşayacagım.
Karanlık Dünyamı onlarla aydınlatacagım.

Üşüyorum, ttriyorum her yanım soguk
ısıtacak kibritlerin sıcaklıgı yok artık.
Hayllerım yok düslerim yok......
Neden sogukluga terkediyorum her şeyi?
Sakladıgım hayallerime bakıyorum.
Birde dönüp kendime..
Kan revanım.......
Acıyor görünmeyen yaralarım.
Uyuşuyor bedenim.
Çok şey çaldı benden hayat.....
Senii, sevginii, gülleri, çiçekleri ve dahası......
Kelime sonlarındaki im leri
Hislerimi, hissedebilmemi.
Hissedemiyorum.....

Keşke sen gibi sevebilsem.
Unutabilsem her şeyi......

Halil Aktaş

Olmadı gitti

Olmadı gitti

Neşemi kaybettım, hükümsüzdur o
Bulmayı denedim, olmadı gitti
Yalvardım gel dedim, dediki yo yo
Geri alamadım, gelmedi gitti

hasreti özlemi ben biliyorum.
hayatın zehiri bunlar diyororum.
Gözlerim yaş dolu silemiyorum.
Silmeyi denedim, olmadı gitti.

Gurbet yakaladı, geri salmadı.
Başıma gelmedik, haller kalmadı.
Yıllar geldi geçti, çilem dolmadı.
Yeter dönem dedim, olmadı gitti.

Kuradanmı çıktı, ayrılık bana.
Talıp deyıldımkı ben asla ona.
Vatanım Türkiyem, hasretim sana
Dönem gelem dedim, olmadı gitti.

Halil Aktaş

SAYILIR

SAYILIR

Bitanem ben seni, gördügüm zaman
İçime bitmeyen, huzur yayılır
Senin bakışların, degince bana
Baygınsa bu beden, hemen ayılır

Bahçemin çiçegi, gülümsün benim.
Geçtigin yollara, kokun yayılır.
Biçare düsmüşüm, hasta bedenim.
Senin bir gülüşün, ilaç sayılır.

Seninle bir günüm, bir ömre bedel.
Sensiz geçen günler, Zından sayılır.
Sensiz yıllarımı, eyledim heder
Böyle yaşamakda, ölüm sayılır

Halil Aktaş

LALE DERKİ BE HEY TANRIM

LALE DERKİ BE HEY TANRIM

Neden seninde boynun bükük ey lale
Sendemi susuz kaldın çöllerde.
Sendemi boyun büktün kadere benim gibi
Okulda ezberlemiştım türkünü ben.
Lale derki be hey tanrım
neden benin boynum egri
yardan ayrı düştum gayrı
Neden benim boynum egri
Şimdi anlıyorum anlamını ve seni ey lale.
Yaşanmadan anlaşılmıyor
Boynu bükük kalınca anlıyor ınsan laleyi
O kadar zorki boynü bükük kalmak
Anlatılamaz
Sen bunu anlattın hep.
Tabí anlayana
Bir şey vardı sende farklı olan
Sen boynu bükükte güzeldin
Gülümsedin bize hep.
Söyledin yine şarkılarını
Boynun bükükte olsa
Ama ben.
Yapamadım
Agladım, üzüldüm,
Bulkuldu midem
Dügüm dügüm oldu bogazım
Gülümseyemedim.
Buydu farkımız
kader dedim ve boynu bükük kaldım
sessizce aglayarak..:(((((!

Halil Aktas

Gurbet'ten anama mektüp

Gurbet'ten anama mektüp

Özlem doludur özlem,Dostlar benim her yanım.
ïllada anam senin, hasretine yanarım

Düşündüm kara kara,Özlem içimde yara.
Benden de yaylalara, Selamlar götür ana.

Allah izin verirse, Bir gün dönerim ana.
Eger ölüm olursa,Hakkın helal et ana.

Bu çöllerde yıllardır, Yılmadan çalışırım.
Anamaın hasretıne, Ben nasıl alışırım.

Kovlakoz yaylasında, Anam yayla yapıyor.
Ben geleceğim diye, Hep yollara bakıyor.

Eğer üzmüşsem seni, Anne bağışla beni.
Sıcak gurbet elinde, Bekliyorum duanı.

Gurbetın halı budur, İçim hasret doludur.
Dünyada en güzel yol, Bence sila yoludur.

Yayla çay otlarından,Demleyin yayla çayın,
Yudumlayıp içerken, benide unutmayın.

Anneler baş tacıdır, Her derdin ılacıdır.
Onlardan ayrı kalmak,Vallahı çok acıdır.

Hasretım tüm dostlara, babama ve Anama
Allah sağlık verirse Bir gün dönerim ana.

Yıllardır ayrı kaldık, Hasretım büyük ana.
Uzat öpeyim elin, Bu gün bayramdır ana.

Yok anneler gibisi,Onlar ömrün yarısı.
Hepisi birer melek, Ve iyilik perisi.

Halil Aktaş

TEMEL, DURSUN, FADİME

TEMEL, DURSUN, FADİME


Herkes fıkra üretir, Anlayıp anlamayan.
Nedir bu çırkinlikler:Yokmu bunları duyan.

Biz bizi gülüyoruz, Bırak başkalarını.
Kaçırdık arkadaşlar,Bu ışın kararını.

Bize gelip görmiyen, Bizi böyle biliyor.
Tadı kaçıyor beyler, Vallah ayıp oluyor.

Espiri,Fıkra güzel,Bilip yapana göre.
Fıkra ile bizleri,Vurdular yerden yere.

Bazan da fıkra ile, Alay ediliyoruz.
Tepki göstermiyoruz,Üstelik gülüyoruz.

Argo argo fıkralar, Bir bölgeyi yaralar.
Olmaz karadenizlim, Bunlar bizi yaralar.

Bazen deli dediler, Bazan kafasız olduk.
Bazanda fıkra ile,Biz bölgece sövüldük.

Espiriyi fıkrayı, Severiz yöremizde.
Argo fıkralar yoktur, Bizim kültürümüzde.

Temel Dursun dediler, Bize çamur attılar.
Bizi hepten kafasız Hem görgüsüz yaptılar.

Temel,Dursun,Fadime,Bulaşmazlar argoya.
Argolar bizden deyil, Bunu tüm millet duya.

Bir gazeteci çıktı, Neler neler söyledi.
O,O dediklerini, Fıkralardan öğrendi.

Tepki göstermeliyiz, Hududu aşanlara.
Tertemiz halkımızı, Alaya alanlara.


Halil aktas

ANILAR

ANILAR

Canlandı anılarım gözümde bu gün gibi
Elli yıllık anılar hatırımda gün gibi

Bir fotoğraf, bir yorum, canlandı anılarım
Yanımda büyüklerim ve çocukluk yıllarım

Zamanı geri sardım maziye gittim bu gün
Sanki hepsi uzakta! Bir ben yemişim sürgün

Dede, baba dostları, komşular, akrabalar
Bu hayal penceremde, canlandı hepsi biran

Zaman ne çabuk geçti! Zincire vuramadım
Bütün gücümle koştum, Ona kavuşamadım

Eğer yükseliş varsa, kesin vardır inişí
Elbette bu koşunun, vardır geri dönüşü

Bu nasıl bir mercekti, Bütün mazimi gördüm
Ben O günden bu güne, adım adım yürüdüm

Yaklaştık son adrese koşu bir gün bitecek,
Bu adrese varinca, mermer taş dikilecek

Halil Aktaş 20 mart 2010

BiLEMEM

BiLEMEM

Bahar hüzün ile başladı yine, yaz ayları nasıl olur bilemem.
Kader örmüş aglarını durmuyor, yakalamış bırakmazki gelemem

İyileşmez yaralarım merhemsiz, akar gider göz yaşımı silemem
Batmış hüznün dikenleri çıkmıyor, acı çeker Gülmek ister gülemem

Halil Aktaş 22 mart 2010

GÜLEMEM

GÜLEMEM

Hüzün gelip kalbe kanca Takınca
Hasret gelip yumrugunu atınca
Özlem dikenini batıp durdukca
Gülmek bana uzak olur gülemem

halil aktaş 22 mart 2010

Sen Giderken

Sen Giderken

Yüreğim düğüm düğüm.
Bir hançer saplanmış kalbime
Ucu destere dişli..
Yenilmişliğin hüznüyle kasılmış midem
Umudum kalmamış yarına.....
ve ben
iki şeye yenik düşmüşüm.
Bir, Zıgana'nın karına :((
Bir de, Torosların Rüzgarına :((

halil Aktaş 26 mart 2010