Bu gün yine agır geldi bana bu şehir.
Taşıyamadım.
Sen vardın her yerde.
Baktıgım her noktada senı gördüm.
Gamzelerin, gülüşün, saçların bir başkaydı.
Dügümlenmiştı bogazım yine.
Maziye gittim.
O güzel günlere, Seninle yürüdüğümüz her yere.,
O günleri hatırladım.
Bir başka hüzünlü bu şehir bu gün.
Bütün bınalar üzerime geliyor.
Eziliyorum.
Oysa ne güzeldi eskiden bu şehir bu kaldırımlar.
Çünkü sen vardın yanımda.
Çiçekler bir başka güzeldi, sanki gülüyordu bütün ınsanlar.
Bu günse hüzünlü, duygu yüklü sanki herkes.
Gülmüyor yüzler sanki.
Yürümek istiyorum hiç arkama bakmadan
Geriye dönüşü olmayan bir yolda.
iki yanında gelincik çiçekleri boynu bükük.
Dönmek istemedigimi biliyorlar sanki,
oysaki gelincik çiçekleri başka benim için.
vazgeçilmezim onlar.
Neden boğazım dügüm düğüm?
Neden güneş bu kadar solgun bu akşam?
Bir hüzün var batışında güneşin.
Yıldızlarda sönük ve ışıksiz.
Ve ben umutsuz ve mutsuz.
Yürüyorum boşlukta.
Sen yoksun ve olmayacaksın.
Biliyorum.
Hatıraların yaşayacak bu şehirde hep.
Ben hep seni görecegım baktıgım her yerde.
Bu düğüm boğazımda olacak,
bu hüzün gözlerimde.
Ve sen hep var olacaksın bu kalbım de.
Elinde gelincik çiçekleri,
Gülen yüzünde gamzelerin ve dalgalanan saçların.
Ve arkasında kocaman bir hüzün.
Halil Aktas (15 eylul 2010)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder