29 Aralık 2010 Çarşamba









GÖKKUŞAĞI

Yagmurun ardından gelir hep gökkuşagı
Sergiler güneşin bütün renklerini.
Yagmurlar bazan mutluluk olur,
bazan hüzün. Varsın olsun.
Biz koşmalıyız mutluluklara
Gökkuşagının başladıgı yere.

Gökkuşagının altında sevdiklerimiz.
Umutlarımız, düşüncelerimiz, düşlerimiz
Koşmalıyız onlara,olumlu düşüncelerle
Yakalamalıyız mutlulugu bir ucundan
Dostlarımızı aramalıyız, selamlamalıyız
gerçek dostlar cok önemlidir hayatımızada.
aşklar gecici olur çogu zaman.
Bız dostlukları dostları arayalım
gökkuşagının altında.
Yürüyelim mutluluklara dogru beraber.

Yürüyelim mutluluklara koşalım
Büyüsün sevgimiz mutluluk olsun.
sarılalım sevgiye, dostluklara sımsıkı
ısınalım birbirimize
güneşin sıcaklıgı gibi
Buharlaşalım ve çıkalım gökyüzüne
Yagmur olup yagalım yeryüzüne

Gökkuşagının yagmura ıhtıyacı var.
Sevgi yagmurlarının ardından
oluşşun gökkuşagımız
ve biz mutlulugu arayalım onun altında
sekizinci renk olalım gökkuşagına
el ele gönül gönüle
Koşalım mutluluklara.
geçelim altından gökkuşagının.
Tutalım dileklerimizi
Güzelliklere dostluklara sevgilere
haydı hep birlikte el ele,
Yürüyelim güzellıklere
gökkuşagındaki renklere.

Halil Aktaş 28 temmuz 2010


GÖKKUŞAĞI

Sen yagmur ol ben bulut,semada buluşalım.
Rüzgar savursun bizi el ele tutuşalım.

Soguk tabakalarda, damlacıklar olalım.
Beraber yagmur olup, yeryüzüne akalım.

Islansın sevgililer,sevgi yagmurlarıyla
Gökkuşagı olalım, Yagmurun buharıyla

Yagmur sonrası güneş,oluşur gökkuşagı
Hayal kurar gönüller, artar mutluluk agı

Gökkuşagı altında, aransın mutluluklar
Neşe dolsun gönüller, kalmasın hiç zorluklar

Buluşsun sevgililer,olmasın ayrılıklar.
Yürüsün gönüllere, aşklar ve sevdalıklar.

Gökkuşağı mutluluk, huzurdur gönüllere.
Koy hüzünü geriye, koş gel güzelliklere.

Renklensin hayatımız, karışalım renklere.
Gökkuşagı umudu, yürüsün gönüllere.


Halil Aktaş 28 temmuz 2010

26 Kasım 2010 Cuma

ÖĞRETMEN

Anam babam kadar yakındır bana.
Ömrümce minnettar kalacam ona
Hayatı ilimi ögreten bana
Ömrümce başıma tacdir ögretmen

Öğrenci okulun çiçegi gülü
Öğretmenler yapar onu kokulu
Bilgi bahcıvanı donatır onu
Aydınlıga giden yoldur ögretmen

Ögretmendir yetıştiren her şeyi
Başbakan,bakanı beyi paşayı
Donatırlar,ilim ile Dünyayı
İlimdir, ırfandır,yoldur ögretmen

Bütün bilgisini bizle paylaşan
Çocuklarla cıvıl cıvıl kaynaşan
sevgi ile şevkat ile yaklaşan
Anadır, babadır,dildir ögretmen

Bütün ilimleri ögreten onlar
Bize ışık tutan yol veren onlar
İlim deryasında yüzdüren onlar
Deryadır, denizdir göldür ögretmen

Halil aktaş 24 kasim 2010

OLAMADIK

Bayazlar içindeydin bu gün
Hani melekler olurya
işte öyle.
uzaktan uzatmıştın elini bana.
Sanki iki yabancı gibi
bir şeyler kırıldı döküldü yüregimden.
acıdı kalbım, burkuldu midem
Biz arkadaşta olamamıştık işte
Ben demiştim sana deyilmi?
bak işte olamadık.
Olabilseydik,
o son gelen arkadaşı kucakladın ya
Bütün içtenliginle
öyle kucaklardın benide.
Fırtınalar koptu içimde durduramadım
kasırgalar savurdu sevgi tohumlarını
havada kaldılar.
bir hüzün kapladı içimi.
durduramadım içimdeki kasırgayı
kırdı döktü ne varsa
parcalara böldü hey şeyi
bütün o parçaları bir araya toplamaya çalıştım.
bir kaç damla gözyaşı oldu
aktı gitti yanaklarımdan.
ve kırık birkalble
veda ettim sana sessizce.
yürüdüm bilmedigim bir yöne
kimsenin olmadıgı bir yerde
sildim göz yaşlarımı
ama durduramadım......

halil Aktaş (11 Kasım 2010)

BİR GÜNEŞ DOGMUŞTU

Senle başlamiıştı her şey
Bir güneş dogmuştu
ısıtmıştı bütün bedenimi.
Karanlık Dünyama yeni bir gündü
Baharin bütün güzelligi ile gelen.

Bir akşam üstüydü.
Küçük bir masada karşımda sen
içten bir sohbet
ve işte o an ben Dünyanın en şanslısıydım
bütün sözlerin en güzelini
Cümlelerin en iyisinii duymuştu
kulaklarım senin sesinden
Seni seviyorum...
Demiştın

Bu ne mutluluktu, tarıfsız
Duygular anlatılamaz dı o an
Ne kadarda güzel seni seviyorum demek
bu cümleyi duymak
sevilmek sevmek,
sevildigini bilmek.
Dünya bir başkaydı artık
sevgi vardı, sevmek vardı,
sevilmek vardı Özgürce

Ebe kuşagının altından geçmiştim sanki
Mutluluklar dolmuştu gönül bahçeme
Artık bir başkaydı hayat.
Her gün bir başka güzeldi.
Çiçekler bir başka açıyordu
Güneş daha aydınlıktı
Insanlar hep mutluydu bence
Ben öyle görüyordum öyle bakıyordum.
Bir başkaydı seninle dogan güneş.

Sonra bulutlar çıktı gök yüzüne
Gölge yaptılar güneşime
Fırtınalar çıktı,
Rüzgarlar esti Yüksek daglardan
ToRoroslardan,kaçkarlardan
kasırgalar çıktı
Sıyah bulutlar kapladı gökyüzünü
Aldı götürdüler seni benden
Üşüdüm,titredim günlerce
hıç bir Ateş ısıtamadı senin ısıttıgın kadar
Kayboldu ebe kuşagı
Bozuldu sıhır
ve sen yoktun artık.

Bir yağmur başlamıştı seninle
sel olmuştu sevgi
ilmek ilmek dokunmuştu gönlüme
en ince örnekleriyle
keşke kara bulutlar çıkmasaydı
esmeseydı rüzgar
Seni alıp götürmeseydi

Kaçmıştı vapur
Ve ben yapayalnız kalmıştım iskelede.
Ama bir şey vardı bana bıraktıgın giderken
Hıç kaybolmayacak, yaşayacak gözlerimde
artık bütün yüzlerde sen olacaksın.
Seni bulacagım bütün her yerde.
Her masada sen olacaksın
her ebe kuşagı çıktıgında seni hatırlayacagım
Bulutlarda, Rüzgarlarda sen.
Yıldızlar senin ışıgını sunacak
ve ben şarkımızı söyleyecem hüzünle
Ben iki kere agladım....


Halil Aktaş 3 ekim 2010

Biliyor musun?









-----------------------------------------
En zor olan nedir biliyor musun?
Kalabalıklar içinde yapayalnız,
Akan pınarlar içerisinde susuz ,
Bahçeler içerisinde çiçeksiz, gülsüz,
Saglık ve sıhhatteyken gücsüz ve Neşesiz,
Pırıl pırıl ayaz ve mıs kokulu gecelerde uykusuz,
Bu kadar güzel dogada sensiz ve ümitsiz.
Kısaca güzelim sevilirken sevgisiz kalmak.
Unutulmak, En zor olandır.
En zor olan.......ç

Halil Aktaş (30 eylül 2010)

BU SEHIR

Bu gün yine agır geldi bana bu şehir.
Taşıyamadım.
Sen vardın her yerde.
Baktıgım her noktada senı gördüm.
Gamzelerin, gülüşün, saçların bir başkaydı.
Dügümlenmiştı bogazım yine.
Maziye gittim.
O güzel günlere, Seninle yürüdüğümüz her yere.,
O günleri hatırladım.
Bir başka hüzünlü bu şehir bu gün.
Bütün bınalar üzerime geliyor.
Eziliyorum.
Oysa ne güzeldi eskiden bu şehir bu kaldırımlar.
Çünkü sen vardın yanımda.
Çiçekler bir başka güzeldi, sanki gülüyordu bütün ınsanlar.
Bu günse hüzünlü, duygu yüklü sanki herkes.
Gülmüyor yüzler sanki.

Yürümek istiyorum hiç arkama bakmadan
Geriye dönüşü olmayan bir yolda.
iki yanında gelincik çiçekleri boynu bükük.
Dönmek istemedigimi biliyorlar sanki,
oysaki gelincik çiçekleri başka benim için.
vazgeçilmezim onlar.

Neden boğazım dügüm düğüm?
Neden güneş bu kadar solgun bu akşam?
Bir hüzün var batışında güneşin.
Yıldızlarda sönük ve ışıksiz.
Ve ben umutsuz ve mutsuz.
Yürüyorum boşlukta.

Sen yoksun ve olmayacaksın.
Biliyorum.
Hatıraların yaşayacak bu şehirde hep.
Ben hep seni görecegım baktıgım her yerde.
Bu düğüm boğazımda olacak,
bu hüzün gözlerimde.
Ve sen hep var olacaksın bu kalbım de.
Elinde gelincik çiçekleri,
Gülen yüzünde gamzelerin ve dalgalanan saçların.
Ve arkasında kocaman bir hüzün.

Halil Aktas (15 eylul 2010)

GÜLÜM

Yanagında gamzesi, var alı var
Dudaginda tebessüm ve balı var
Guzelliklte binbir, çesit hali var
Degişmen sevgini, Dünyaya gülüm

Bakışı ceylandir, duruşu melek
Sevgisi yücedir, gerekmez elek
Biz ayrilmaz ıdık, ayırdı felek
Gülüşün Dünyaya, bedeldir gülüm

Sevgisi yücedir, en yüce dagdan
Kokusu geliyor, güllerle bagdan
Yürege işlemiş, damardan, agdan
Sevgine sadıgım, ömrümce gülüm

Seni sevmek bir şans, bir ömür bana.
İyiki sevgimi, vermişim sana
Şanslıyım çok, şükür sevgiden yana
Ruhumda kalbimde, sevgin hep gülüm.

Senin sevgin mutlu edendir beni
Sevgin mutlulugun oldu temeli.
Sevincede ömür boyu sevmeli
sevgin ölümüne, ruhumda gülüm.

Halil aktaş (3 eylul 2010 cuma)

GİTTİN İŞTE

Ben gitmem diyordun, bak gittin işte.
Başka sevmem derdin, bak sevdin işte,
Terketmem diyordun bak ettin işte,
Gidişin ölümden zordu sevgilim.

hanı bu sevgimiz, bitmeyecekti.
Rüzgara kapılıp, gitmeyecekti.
Bir yanar dag gibi sönmeyecekti
Gidişin ölümden zordu sevgilim.

Sevmiş sevilmistim hemde delice.
Söylemiş gülmüştük biz beraberce.
Bak ben çekiyorum şimdi işkence.
Gidişin ölümden zordu sevgilim.

halil Aktaş

GiTME DİYEMEDİM

Gitme diyemezdim sana
Gitmiştin zaten
Ben hiç anlamadan
Sen hiç belli etmeden.
uçmuştun gönül kafesimden

Sonra bana onu anlattın hep
Sen anlattıkca buz tuttu yüregim
Sıbırya sahıllerine döndüm.
Gelincik çiçekleri hiç açmadı.
Belkide onlarda küskün renklere

Sen onu anlattın hep günlerce
Dinledim,
belki bin kere öldüm
Yandım kül oldum.
Buz tuttu bedenim,
titredim.
Ama dinledim
yangınlar oluştu yüregimde
Bogazım dügüm dügüm dü

en büyük dügüm nedir bilirmisin sen
söyliyeyim sen bilemezsin
Aşkta kaybedenin
yürekteki dügümüdür
Ve
En zor olan nedir hayatta
onuda söyliyeyim mi?
sevdiginin sana sevgilisini
anlatması,
Övmesi, yücelere çıkarmasıdır.

sevgi ısmarlama olmuyor işte.
bakkaldanda satın alınmıyor.
o istedigi yere savruluyor.
kaybedense her gün boguluyor
bin kere ölüyor.

Duyuyormusun, anlıyormusun
hissediyormusun.?
Ben seni sevdim
kimsenin sevemeyecegi kadar,
Yanarak,yıkılarak,
Aklıma her geldiginde yutkunarak
ne bileyim sevdim işte......

Halil Aktaş

11 Haziran 2010 Cuma

ÖZLEDİĞİMSİN

Çölde yagmur gibi hasretim sana
Susamıs kum gibi beklediğmsin
Resimleri bile yok olup gitti
Düşlerde hayalde özledigimsin

Bilmemki sen neden böyle güzelsin
Atan yüregimde gizledigimsin
Benim için teksin ve de özelsin
nagmemsin sarkımda söylediğimsin

Kalb atışlarımın rıhtımısın sen
Şu gönül bahçeme gizledigimsin
Dilimden düşmeyen şarkımsın benim
Her gece ruyamda düşledigimsin

Sen benim rabbımden tek dilegimsin
Hayalmi gerçekmi bilmemki nesin
Varmı bu alemde bilmem ki eşin
Sen şiirlerimde gizledigimsin

Hali Aktaş (11 hazıran 2010)

BİR BAKIŞ

Bir bakışın manası, yoktur hiç Bir lisanda
Bir bakış bazan şifa, bazab zehır olsada

Bir bakış bir aşıga, neler anlatır neler
Bir bakış bir aşıgı senelerce zedeler.

Bir bakış yüreklerde volkanlar oluşturur
Sönmüş yanardagları yeniden tutuşturur

Bir bakış yaralara merhem olur anında
Bir bakış zehir olur döner durur kanında

Bir bakış yakar seni sönmez bir ömür boyu
Alır uykularını istersen gelde uyu.

Bir bakış aşık eder yürekleri hoplatır
Bir bakış aşıgını yıllar boyu aglatır

halil aktaş (11 hazıran 2010)

10 Haziran 2010 Perşembe

BEKLENEN GÜL

Bu gün benim dogum günüm
Bir mesaj bekledim senden
her zamanki gibi ilk olan
ve senden gelen.
Ama Gelmedi,
Gelmiyecekti biliyordum.
Senden gelecek bir gül bekledim
Güllerin en güzeliydi o
Ama Gelmedi...
Hüzünlendim nemlendi gözlerim.
Yükseldi duygularım.
Dügümler oluştu boğazımda.
Anlamsizdı her şey
Bomboştu Dünyam.
Bu gün bir yaş büyümüştüm aslında
Ama on yaş yaşlandım.
Gelmeyen mesajima ve gülüme
agladım durdum gün boyu:(((

Halil Aktas (8 haziran 2010)

30 Mayıs 2010 Pazar

AYNAYA BAKTIM

AYNAYA BAKTIM

Aynaya bakıyorum
Çok hüzünlü yüzüm.
içimde geçmişten kalan güzel
hatıralar.
şimdi ise içimde oluşan cam kırıkları var
senden kalan
Bogazım dügüm düğüm hala.
sen geliyorsun aklıma
Benden çok daha hüzünlüydün.
aglamamak için zor duruyordun.
Ben seni, sen ise onu kaybetmıştın.
Ne garıp deyilmi ?
Ben sana, sen ise ona aglıyordun.
Dügüm dügümdu bogazlar
kaybetmenin hüznü çokmuştu bütün hüznüyle.
imkansizlıklar mıydı sebep ?
yoksa cesaretsizlik mi ?
Çevremi?
sevgiye sahıp çıkamamak mı?
sevmek çok güzel,
sevilmemekse hüzün.
oysaki sevilmiştik. ama kaybetmiştık.
ben seni, sense, Onu
Kaybetmenin acısını yaşamıştık ikimizde.
Aşk çok acı.
Mevlana derki:
"Aşk; topuklarından etine kadar işlemiş bir nasırdır,
ya canın acıya acıya adım atacaksın,
yada canını acıta acıta söküp atacaksın...
Her iki yolda da, tek bir gerçek olacak;
CANIN ÇOK AMA ÇOK ACIYACAK!!" ....

Halil Aktaş(28 mayıs 2010)

Seni gördüm

Seni gördüm


Seni canlandirdim kızıl denizin dalgalarında
Gözlerime bakıyordun.
Biz hüzün vardı gözlerinde
Acı bir tebessüm vardı yüzüzünde
Dalgalar bana dogru yuvarlanırken
sen geriye gidiyordun .

Hırçın dalgalarla boguşuyordun çırpınırcasına,
Bakışların hala gözlerimden gitmiyor.
Belkide terkettiğin için acımıştın bana.
sana uzanmak istiyordum ama nafile
sen gidiyordun uzaklara
Çok uzaklara

bana ise hüzünlü bakışların kalmıştı sadece.
Yavaş yavaş kayboluyordu kızıl sacların.
ve yoktun
Benim avuçlarımda sıktıgım kumlar
gözlerimden yanagıma akan tuzlu yaşlar
ve yıkılışım vardı ......


Halil Aktaş(28 mayıs 2010)

O DİLERSE

O DİLERSE

O isterse, kuru dalda gül yapar
O dilerse, denizleri çöl yapar.
O isterse, çöl içinde göl yapar.
O dilersei yok olanı var yapar.

O isterse, Pasifikte yol yapar.
O dilerse, denizde ateş akar.
O isterse, yok yerde ada çıkar.
O dilersei taş ateş olur akar.

O yaratır, ibret almak bizedir.
O gösterir, görebilmek gözedir.
Görmeyene, gündüz bile gecedir
O her yerde, Yücelerden yücedir.

Halil Aktaş

Pasifıkteki denizde volkanık patlamadan olusan ada üzerine yazılmıştır

EREDE SEVENLER

EREDE SEVENLER

Nasil boğuşur ki insan
koşup yorulduktan sonra
geçmiş de çok severken
Bir sürü seveni varken, şimdi sevsede ne olur
Geride kalan silik, karanlık anılarından başka
yapayalnız kalmışsa sahrada kimsesiz?
Yenilmiş, tuş olmuş bir gönül
Nerede en çok seven, cann diyen
Nerede can yoldaşları,
Doruklara tırmanan sevgi daglarına,
o korkusuz sevgi dolu dağcılar,
Yoklar hıç birisi, kayıplardalar
Bense pişmanlık denizinde
Vurgun yiyen bir dalgıç

Mutluluk bir güldü eskiden
Sabah günaydınlarla
öğlen merhabayla
akşam iyi gecelerle gelen .
++
Halil Aktaş 26 mayıs 2010

Kuzeyyıldızı

Kuzeyyıldızı

Biliyormusun?
Ne zaman
bir masa başına otursam
sana birşeyler yazmak istesem
Hüznüm artıyor,
yıllardır ayrı kalışımız geliyor aklıma
birden efkar basıyor
olmaz olsun dıyorum ayrılıklar
Sevenler beraber olsun ölümüne dek.

Seni düşünüyorum,ayrı geçen günlerimizi
sevgimizi,hasretimizi, özlemimizi.
Bir hüzün çöküyor içime
sanki ben yaşamadım ki.

Bir yanıma hasret çökmüş,
Diger yanımda özlem
Ve karşımda senin hayalin.
İşte bunlarla yaşıyorum ben.
Sana gelmek istiyorum artık.
Her ne kadar yaksada Güneş sahrada.
Ben sensiz üşüyorum.

Halil Aktaş 26 mayıs 2010

BiRiSi

BiRiSi

Sanmaki bu devran hep böyle gider
Senin de canını yakar birisi
İçim volkan oldu yandı tutuşdu
Sana da bir darbe atar birisi

Sevgimin ahını alana kalmaz
Gözlerimin yaşı neden kurumaz
Bir çok sevgilere karşılık olmaz
Senin de boynunu büker birisi

İmkansızlık denen yolun sonunda
Yürüsende kimse olmaz yanında
Bir kara sevdanın ateş anında
Senin de içini yakar birisi...

Halil aktaş 7 Nisan 2010

BiRiSi

BiRiSi

Sanmaki bu devran hep böyle gider
Senin de canını yakar birisi
İçim volkan oldu yandı tutuşdu
Sana da bir darbe atar birisi

Sevgimin ahını alana kalmaz
Gözlerimin yaşı neden kurumaz
Bir çok sevgilere karşılık olmaz
Senin de boynunu büker birisi

İmkansızlık denen yolun sonunda
Yürüsende kimse olmaz yanında
Bir kara sevdanın ateş anında
Senin de içini yakar birisi...

Halil aktaş 7 Nisan 2010

EFKAR

EFKAR

Efkarklandim yine bu sabah
Bir hüzün var yüregimde
seni düşünüyorum
Kızıl deniz kıyısında
Dalgalarda görüyorum resmini
Yuvarlanarak gelsende bana dogru
Kıyıya varmnadan kayboluyorsun
Bakıyorum Ve sen gene yoksun
Ama hep hayallerimdesin
Ve gönül bahçemde en ala yerdesin
Biliyormusun Sen benim bitanemsin

Halil aktaş

YAYLALAR

YAYLALAR

Kazıklının düzünde, Sayardık sıgırları
Yıllar oldu ayrıyım, Özledim oraları

Yaylamızı yapardık, Kovlakoz yaylasına
Bayılırım oranın, suyuna havasına

Giderdik acısuya, biz kafile kafile
Yapardık orda pıknık, bütün dostlarla bile

Selbogaz yaylasında, Çoktur baba dostları,
Bir zaman ben biçerdim, orada çayırları.

Akboran güzel yayla, hep benim köylülerim.
Şimdi hayallerimde, oralarda gezerim.

Siçamyurdu başları, ben gelende kar idi.
Sarıtaş yaylasında, ne günlerim var idi.

Çok çayırlar biçmişim, Arnastal yaylasında
Gezilir oralarda, tam yazın ortasında.

Suları çok soguktur, çatlatıyor karpuzu.
Çoban kavalı çalar, beşinde meler kuzu.

Oy gidi kara kaban, duman kalkmaz başından.
Ben seni seyrederdim, Sıncangaya taşından.

Sulaklı isdavroma, kalıyor yanboluya.
Yeni yayla başında, yakalandım doluya.

Hayranım karadeniz, yeşiline suyuna.
Çıkarlar yaylalara, bizde mayıs ayına

Sulaklı Yerlicenin, arası çataltepe.
Sis yok ise görünür, çataltepeden Hopa.

Nezarsırt, Purnaoba, Kürt dereye varalım.
Geçip came düzüne Dag sofrası kuralım.

Eskiden buralarda gezerdık eglenirdik
İçerdık soguk suyu bol süt ve kaymak yerdik.

Eskiden buraları yürüyerek gezerdik
Gençlerle toplanırdık ne horonlar ederdik.

O zaman yoktu gurbet, hep beraberdı miilet.
Aktaş deki nereden, Geldi başa bu illet.

Halil Aktaş

Yomra fındık güzelíli

Yomra fındık güzelíli

Yomranin eskí adi
Duranadir durana
Yomra fındık güzeli
Ben aşık oldum sana

Fındık toplar güzelim
Kaşüstü kıranında
Bıraz yaklaştım ona
Var babası yanında

Bir bakışları varki
Herkesi büyülüyor
Fındıklar arasında
Bir başka görünüyor

Güzlerı kara kara
Saçları ise sarı
Kimsede göremnedim
Omda olan boyları

Yandım tutuştum ona
Verin bana ne olur
Ben onu alamasam
Bu benim sonum olur

Ah benim yomuralım
Ne olur benim halım
Ben senıi alamadım
Yoktu dikili dalım

Halil Aktaş

SEVDAMI ÇÖLE YAZDIM

SEVDAMI ÇÖLE YAZDIM

Biliyormusun canım ?
Ben sevdamı sahrada çöle yazdım.
S harfine güller ektim. aşkımızı söyleyen
E ye gelincik çiçeklerini, anıları büyük olan
V harfine ise laleler ektim kırmızı sarı
D ye gelince papatyalarla süsledim.
A ya ise menekşeler ektim mor mor
M mutluluktu morsakımlar la süsledim
Susuzdu cöller, sahraydı burası
Su bulamadım her an
Gözyaşlarımla suladım onları her gün
Sararıp kurumasınlar diye.
Güneş kavururcasına yakarken
Hasretin yüregimi yakıyordu içten
Yüregim yandıkca ben aglıyordum
Akan gözyaşlarım büyütüyordu işte
Sevda çiçeklerimi.
Bir gün bana hoşcakal dediydin ya
Göz yaşlarım sele dönmüştü.
Ne kadar devam etti bilmiyorum
Bir şeyler kopup gitmişti
Eksikti bir yanım.
Dostluk umutlarıyla yaşarken
Yenilmişligin hüznü çökmüştü omuzlarıma.
Aylar sonra bir sabah..
Artık gidiyorum kalamam dediginde
O kadar çok aktıki gözyaşlarım
Öyle tuzluydu ki yüzümü yakıyordu
Aslında yanan yüzüm deyil yüregimdi.
Sevda çiçekleri sararmaya başladı birden.
Kurumasya yüztuttu hepsi
Çünkü
Çok tuzluydu bu kez yaşlarım
Yaktı Kuruttu sevda çiceklerimizi.
sararıp soldu sahrada sevdam
ve sevda çiçeklerim.
öldüler boynu bükük
Çünkü sen yokdun artık....

Halil Aktas 7 nisan 2010

Olsanda bir olmasanda

Olsanda bir olmasanda

Ömür geldi, gecti bahar
Gülsende bir gülmesende
Göctü herkes birer birer
Dönsende bir dönmesende

Hayat geçti sahra çölde
Ömür bitti ne var elde
Azrail geliyor yolda
Korksanda bir korkmasanda

Ahret sofrasinda tuzun
varsa amel güler yüzün
Boşu boşuna bir hüzün
Çeksende bir Çekmesende

Gitmek Lazım dogru yokdan
Bunu ister Rabbım kuldan
Boş yere mısıra sultan
Olsanda bir olmasanda

Halil Aktaş

SEN VARSIN

SEN VARSIN

Senle paylaştım yalnızlıgımı.
Sen varsın yanımda hep.
Seni düşündüm bir ömür.
Senle yürüdüm kızıl deniz sahıllerinde
Yalın ayak.
Çakıl taşları fırlattık denize.
Koştuk eglendik doyasıya.
Döndüm baktım yoksun
Ve ben yine yalnızım

Senle düşündüm senle yazdım.
Sensizim bir ömür.
Ama yanımda hep sen varsın.
Kah çay içtik ganıtada.
Kah yürüdük uzun kumda sahilde.
Ben nerdeysem sen oradaydın.
boztepedeki semaver çayında.
Sümelaadaki yagmurda.
Yayladaki sisde, dumanda.
Gönlümdeki kafeste.
hep sen varsın.
Ve hep var olacaksın...

Halil Aktaş

Üşüyorum

Üşüyorum

Üşüyorum titriyorum donuyor bedenim?
Güneş yakıyor oysa, ben tırıyorum.
Korkuyorum biseylerden hep
Seni kaybettim işte sonunda
Kendimi kaybetmekten de korkuyrum.

Sonsuz bir sevgidir benimki kaybetsemde
Yüregim yansada kavrulsada.
Gözyaşlarımla suladım ben bu sevgiyi
Kurumasın, solmasın, sararmasın diye.
Göz yaşlarımın tuzu yaktı yüzümü
Aslında yanan yüzüm deyil yüregimdi

Neden akıyor göz yaşlarım
Neden yanıyor yüregim
Nedir izdırap çektigim. yaşadıgım mı ?
Yoksa yüregimden atamadıgım mi ?
Ben simdi yine yanızlıgıma gömülüyorum
Her yanım acıyor
Sankı binlerce bıçak yarası var vücüdumda.
içim acıyor gücümün yetmedigi bir acı bu.
Kalbime okmu saplandı ?
Yoksa testere dişli hançermi?

Gücüm kalmamış ne çiglıklara ne de haykırarak aglamaya
İçime akacak gözyaşlarım ve susacagım.
Anılarımızı yaşayacagım artık
Şarkılarımızı dinleyecegim
Hayatın koparıp attıgı sevgimizi hayal edecegım.
Geçmiş günlerin sıcaklıgını hissedecegim.
Sevildigimi bildigim günleri yaşayacagım.
Karanlık Dünyamı onlarla aydınlatacagım.

Üşüyorum, ttriyorum her yanım soguk
ısıtacak kibritlerin sıcaklıgı yok artık.
Hayllerım yok düslerim yok......
Neden sogukluga terkediyorum her şeyi?
Sakladıgım hayallerime bakıyorum.
Birde dönüp kendime..
Kan revanım.......
Acıyor görünmeyen yaralarım.
Uyuşuyor bedenim.
Çok şey çaldı benden hayat.....
Senii, sevginii, gülleri, çiçekleri ve dahası......
Kelime sonlarındaki im leri
Hislerimi, hissedebilmemi.
Hissedemiyorum.....

Keşke sen gibi sevebilsem.
Unutabilsem her şeyi......

Halil Aktaş

Olmadı gitti

Olmadı gitti

Neşemi kaybettım, hükümsüzdur o
Bulmayı denedim, olmadı gitti
Yalvardım gel dedim, dediki yo yo
Geri alamadım, gelmedi gitti

hasreti özlemi ben biliyorum.
hayatın zehiri bunlar diyororum.
Gözlerim yaş dolu silemiyorum.
Silmeyi denedim, olmadı gitti.

Gurbet yakaladı, geri salmadı.
Başıma gelmedik, haller kalmadı.
Yıllar geldi geçti, çilem dolmadı.
Yeter dönem dedim, olmadı gitti.

Kuradanmı çıktı, ayrılık bana.
Talıp deyıldımkı ben asla ona.
Vatanım Türkiyem, hasretim sana
Dönem gelem dedim, olmadı gitti.

Halil Aktaş

SAYILIR

SAYILIR

Bitanem ben seni, gördügüm zaman
İçime bitmeyen, huzur yayılır
Senin bakışların, degince bana
Baygınsa bu beden, hemen ayılır

Bahçemin çiçegi, gülümsün benim.
Geçtigin yollara, kokun yayılır.
Biçare düsmüşüm, hasta bedenim.
Senin bir gülüşün, ilaç sayılır.

Seninle bir günüm, bir ömre bedel.
Sensiz geçen günler, Zından sayılır.
Sensiz yıllarımı, eyledim heder
Böyle yaşamakda, ölüm sayılır

Halil Aktaş

LALE DERKİ BE HEY TANRIM

LALE DERKİ BE HEY TANRIM

Neden seninde boynun bükük ey lale
Sendemi susuz kaldın çöllerde.
Sendemi boyun büktün kadere benim gibi
Okulda ezberlemiştım türkünü ben.
Lale derki be hey tanrım
neden benin boynum egri
yardan ayrı düştum gayrı
Neden benim boynum egri
Şimdi anlıyorum anlamını ve seni ey lale.
Yaşanmadan anlaşılmıyor
Boynu bükük kalınca anlıyor ınsan laleyi
O kadar zorki boynü bükük kalmak
Anlatılamaz
Sen bunu anlattın hep.
Tabí anlayana
Bir şey vardı sende farklı olan
Sen boynu bükükte güzeldin
Gülümsedin bize hep.
Söyledin yine şarkılarını
Boynun bükükte olsa
Ama ben.
Yapamadım
Agladım, üzüldüm,
Bulkuldu midem
Dügüm dügüm oldu bogazım
Gülümseyemedim.
Buydu farkımız
kader dedim ve boynu bükük kaldım
sessizce aglayarak..:(((((!

Halil Aktas

Gurbet'ten anama mektüp

Gurbet'ten anama mektüp

Özlem doludur özlem,Dostlar benim her yanım.
ïllada anam senin, hasretine yanarım

Düşündüm kara kara,Özlem içimde yara.
Benden de yaylalara, Selamlar götür ana.

Allah izin verirse, Bir gün dönerim ana.
Eger ölüm olursa,Hakkın helal et ana.

Bu çöllerde yıllardır, Yılmadan çalışırım.
Anamaın hasretıne, Ben nasıl alışırım.

Kovlakoz yaylasında, Anam yayla yapıyor.
Ben geleceğim diye, Hep yollara bakıyor.

Eğer üzmüşsem seni, Anne bağışla beni.
Sıcak gurbet elinde, Bekliyorum duanı.

Gurbetın halı budur, İçim hasret doludur.
Dünyada en güzel yol, Bence sila yoludur.

Yayla çay otlarından,Demleyin yayla çayın,
Yudumlayıp içerken, benide unutmayın.

Anneler baş tacıdır, Her derdin ılacıdır.
Onlardan ayrı kalmak,Vallahı çok acıdır.

Hasretım tüm dostlara, babama ve Anama
Allah sağlık verirse Bir gün dönerim ana.

Yıllardır ayrı kaldık, Hasretım büyük ana.
Uzat öpeyim elin, Bu gün bayramdır ana.

Yok anneler gibisi,Onlar ömrün yarısı.
Hepisi birer melek, Ve iyilik perisi.

Halil Aktaş

TEMEL, DURSUN, FADİME

TEMEL, DURSUN, FADİME


Herkes fıkra üretir, Anlayıp anlamayan.
Nedir bu çırkinlikler:Yokmu bunları duyan.

Biz bizi gülüyoruz, Bırak başkalarını.
Kaçırdık arkadaşlar,Bu ışın kararını.

Bize gelip görmiyen, Bizi böyle biliyor.
Tadı kaçıyor beyler, Vallah ayıp oluyor.

Espiri,Fıkra güzel,Bilip yapana göre.
Fıkra ile bizleri,Vurdular yerden yere.

Bazan da fıkra ile, Alay ediliyoruz.
Tepki göstermiyoruz,Üstelik gülüyoruz.

Argo argo fıkralar, Bir bölgeyi yaralar.
Olmaz karadenizlim, Bunlar bizi yaralar.

Bazen deli dediler, Bazan kafasız olduk.
Bazanda fıkra ile,Biz bölgece sövüldük.

Espiriyi fıkrayı, Severiz yöremizde.
Argo fıkralar yoktur, Bizim kültürümüzde.

Temel Dursun dediler, Bize çamur attılar.
Bizi hepten kafasız Hem görgüsüz yaptılar.

Temel,Dursun,Fadime,Bulaşmazlar argoya.
Argolar bizden deyil, Bunu tüm millet duya.

Bir gazeteci çıktı, Neler neler söyledi.
O,O dediklerini, Fıkralardan öğrendi.

Tepki göstermeliyiz, Hududu aşanlara.
Tertemiz halkımızı, Alaya alanlara.


Halil aktas

ANILAR

ANILAR

Canlandı anılarım gözümde bu gün gibi
Elli yıllık anılar hatırımda gün gibi

Bir fotoğraf, bir yorum, canlandı anılarım
Yanımda büyüklerim ve çocukluk yıllarım

Zamanı geri sardım maziye gittim bu gün
Sanki hepsi uzakta! Bir ben yemişim sürgün

Dede, baba dostları, komşular, akrabalar
Bu hayal penceremde, canlandı hepsi biran

Zaman ne çabuk geçti! Zincire vuramadım
Bütün gücümle koştum, Ona kavuşamadım

Eğer yükseliş varsa, kesin vardır inişí
Elbette bu koşunun, vardır geri dönüşü

Bu nasıl bir mercekti, Bütün mazimi gördüm
Ben O günden bu güne, adım adım yürüdüm

Yaklaştık son adrese koşu bir gün bitecek,
Bu adrese varinca, mermer taş dikilecek

Halil Aktaş 20 mart 2010

BiLEMEM

BiLEMEM

Bahar hüzün ile başladı yine, yaz ayları nasıl olur bilemem.
Kader örmüş aglarını durmuyor, yakalamış bırakmazki gelemem

İyileşmez yaralarım merhemsiz, akar gider göz yaşımı silemem
Batmış hüznün dikenleri çıkmıyor, acı çeker Gülmek ister gülemem

Halil Aktaş 22 mart 2010

GÜLEMEM

GÜLEMEM

Hüzün gelip kalbe kanca Takınca
Hasret gelip yumrugunu atınca
Özlem dikenini batıp durdukca
Gülmek bana uzak olur gülemem

halil aktaş 22 mart 2010

Sen Giderken

Sen Giderken

Yüreğim düğüm düğüm.
Bir hançer saplanmış kalbime
Ucu destere dişli..
Yenilmişliğin hüznüyle kasılmış midem
Umudum kalmamış yarına.....
ve ben
iki şeye yenik düşmüşüm.
Bir, Zıgana'nın karına :((
Bir de, Torosların Rüzgarına :((

halil Aktaş 26 mart 2010

25 Ocak 2010 Pazartesi

Bu gün 25 Ocak

BU GÜN 25 OCAK

Bu gün 25 ocak
Hayatımın en acı günü
Yüreklerin yandıgı,
Gözlerden yaşların boşaldıgı,
Trabzonun ağlayarak zıganaya aktıgı,
Türkiyenin yasa boguldugu gün.

Bu gün 25 ocak.
Gönlü sevgi dolu ınsanların
dostlukta sevgide zirve yapanların,
Yürekleri doga için ve dostluklar için atanların
Zıganada hayata veda ettigş gün

Bu gün 25 ocak
Yesemin Aktaş (^^KaRaYeL^^)
Hüseyün Karaosmanoglu,Özlem Tımurcioğlu
H.Ali isaoglu, Gülhanım Pıyale
Dursun Inan, Burçak Sevim
Hüsniye Sarıobıyık Ve davut Akdeniz’i
Zigananin bizden aldıgı gün.

Bu gün 25 ocak
Her zaman soguk ve buz olan karın
Ateş olup yürekleri taktıgı,
Göz yaşlarımızın dere olup aktıgı,
kalblerimizin hüzünle attıgı,
Gönlümüzü alevlerin sardıgı gün

Bu gün 25 ocak
Poyrazın KaRaYeL’I aldıgı
çiğ haberinin yüreklerü yaktıgı
Ellerin kürek olup karı deldiği
Zıgananın doğa aşıklarını yuttugu gün

Bu gün 25 ocak
Trabzonun yasa boguldugu,
Türküyenin hüzünlendigi,
Bütün Dünyanın haberi geçtigi,
Kısaca bu gün kelimelerin bittigi gün

Halıl aktaş (25 ocak 2010)

9 Ocak 2010 Cumartesi

Hasret ve özlem

Hasret,özlem benim ile koşuyor
Üzüldükce benin içim üşüyor.
Yalnızlıklar hep benimle yaşıyor
Hislerimde ne rüzgarlar esiyor

Susuzum çöllerde Muhtacım suya
Kazanirim diye gelmiştim güya
Hasretim var deliksiz bir uykuya
Gençlik gelip geçti sanki bir ruya

Otuz yil geçirdim sahra çöllerde
Bir ömür bitirdim Gurbet ellerde
Ozlem hasret türkü oldu dillerde
Hüzün oldu esip giden yellerde


Halil Aktas 10 Ocak 2010

4 Ocak 2010 Pazartesi

Gün Olur

Gün olur neşe dolar içimize
Neşe gülücük olur yüzümüze
O gün her şey bir başka güzel
Her şey güzel, özeldir bize

Gün olur hüzün kaplar içimizi
Alır gider başka aleme bizi
içimizde olur tarıfsız sizi
Kemirir alır gider benligimizi

Gün olur taparız fanı Dünyaya
sahıb olmak isteriz güneşe aya
İstekler arzular arka arkaya
Koyamayız hiç birini sıraya

Gün olur bitmiştir her şey ne çare
Hazırmıyız biz bu son sefere
Boyun egiyom işte kadere
Bu Vuslat günüm geldi bir kere
Yetişmeliyim ben Gidenlere



Halil aktas 3 ocak 2010

YAR SEVGİSİ

Anaya sevgi bir başka
Babaya sevgi bir başka
Hepsinin ismi sevgidir.
Ama yar düşürür aşka

Sevgim çok ana babama
Çevreme ve akrabama
Açıklarmı biri bana
Neden yar sevgisi başka?

Her şeye sevgi beslerim
Nazlı yarinki bir başka
Tarıf edemem hislerim
Ona duygular bir başka

sevgim büyüktür her şeye
lale sümbül menekşeye
Rabbimden gelen her seye
Yare duygular bir başka

Ne güzel hey şeyi sevmek
Hepsinde mevlayi görmek
Amaç deyil yari övmek
Ona duygular bir başka

Severız yazı baharı
Kış ayları yagan karı
Darılmasın kimse gayrı
Çünkuherkesin var yarı


halil aktaş  29 Mayıs 1997

ÇIKAR İÇİN


Ne günlere geldik yarab
Her şey oldu çıkar için
Bilirizki sonunç turab
Neden her şey çıkar için

Okumak ve ilim yapmak
Yapmacık sevgiyle bakmak
bazanda kalem oynatmak
Her şey şimdi çıkar için

Dostca atılan adımlar
Hatta yapılan yardımlar
Şimdiki yalan dolanlar
Deyilmişdir çıkar için

Herkes bir yere oynuyor
Nice dümenler dinüyor
Bir çogu hatır sayıyor
Inan şımdi çıkar için

Kimisi vekil oloyor
Gidip meclise doluyor
Sonra bizleri yoluyor
Şimdi her şey çıkar için

Kimisi koşuyor nama
Sevgi saçar ona buna
Kimi meyletmiş islama
Gerçek deyil çıkar için

Insanlar gerçekci olsa
Çıkar son planda kalsa
Herkes birbirini sevse
Sevse saysa Allah için


halil aktaş  18 hazıran 1997

NASIHAT


Herkese nasıhat eyle
Daima dogruyu söyle
Hayat daim gitmez böyle
Bu fırsatı bulamazsın

Kırma ananı babanı
sev çevreni akrabanı
Sakın söyleme yalanı
ondan fayda bulamazsın

Sözlerine dıkkat eyle
Sonra geri saramazsın
Zamanı boşa harcama
Daha geri alamazsın

Mısafirken öv yemegi
Unutma şükreylemeyi
Bil daima dinlemeyi
Dinlemezsen anlamazsın

Dıskoya salma kızını
sonra döversin dizini
Kesme kimsenin sözünü
Bunda fayda bulamazsın

Güneşli güne aldanma
Semsiyen olsun ıslanma
Yaşlan ama hiç paslanma
O pası çıkaranmazsın

Hep gülümse ınsanlara
Sıfırdır bil maliyeti
Bedeline yoktur paha
Artırır sende kıymeti

her yazın vardır bir kışı
daima ol dürüst kişi
Bitir başladıgın işi
Bunda Zarar eylemezsin

Zarıf ol kırma kımseyi
Kaybetmezsin hiç bir şeyi
Yalınız başardın neyi
Bil çevresiz olamazsın

Hiç ayrılma dogru yoldan
Tut düşenlerin kolundan
Faydalan dogru ilimden
Daim böyle olamazsın

Önem ver ekmege aşa
imkanından altta yaşa
Her şey gelebilir başa
Dar gününde yorulmazsın

her fırsatta almaya bak
Ana baba rızasını
Açken alışveriş etme
Hep alırsın fazlasını

maddıyatın iyi ysede
Bırak çalışsın çocugun
bir göçüp gittiginde
Tütsün arkanda ocagın

Verdiğin sçzü unutma
Daima yerine getir
Sıhatına dıkkat eyle
En Büyük servetin odur

Uy islamin beş şartına
Bir şeyler yiklen sırtına
Bir gün çıkarsa fırtına
Daha bir şey yapamazsın

Bir gün göçecegiz elbet
Bir bakarsın gelmiş nöbet
Yazken kışa hazırlık et
Kışın bir şey yapamazsın

Aktaş der önümüz yakın
Yaşımız kaç oldu bakın
Bana darılmayın sakın
Hepimiz bu güne yakın


Halil Aktas